8 Kasım 2014 Cumartesi

Paylaşımlarıma değer verip okuyan, yorumlayıp eleştirerek katkı sağlayan ve gönülden destekleyenlere teşekkürlerimle....














...... Ve ardındanbugün bir başka büyüğümden aldığım bir yorum daha...

Bana göre bilim ve teknolojiden sorumlu bakanlar içinde efsane olanların en başında geliyordu; 40'lı yaşlarının başında bakan olan Tınaz TİTİZ. Okuldaşım büyüğümdü.

Dün öğre yemeğinde okuduğum bir makalesi üzerinde mesleki bir iletişim gurubunda yaptığımız sohbeti paylaştığımda,
...
"Alkışlanabilir ama imkansız!" vesilesiyle sizinle iletişimimizi sürdürmek amacıyla bir de kitabımı iletmek istiyorum.
Zaman içinde öğrendiğim, tanıyabileceğiniz yüzlerce (bazen binlerce) insan arasında, “değer iletişimi" kurabileceğiniz “birkaç” kişiye rastlamanın en büyük mutluluk olduğudur. Yazdıklarınız, sizin bu nadir kişilerden birisi olduğunu söylüyor.
...
şeklinde beni onurlandıran bir mesajını almıştım.

İlk yaptığım linklendirilen “değer iletişimi" makalesini okumak oldu!
Ağızdan ya da kalemden çıkacak her sözcüğün mutlaka belirli bir amaçla kullanılmış olması anlamına gelmektedir. Diğer deyişle, her sözcüğün mutlaka bir katma değer taşıması demektir.
İşte, erişkinlerimizin dili bir sorun çözme aracı olarak kullanamayışlarının nedeni bu ilkenin ihlalinde gizlidir. Her sözcüğün bir değer içermesi ise, onların ancak yeterince net olmasına bağlıdır.
Çoğu erişkinimiz –kuşkusuz hepsi değil- kullandıkları sözcüklerin ne anlama geldiğini düşünmeden -zaman zaman bu bulanıklıktan bir yarar umarak – kullana kullana zamanla onun büyük sorun çözme gücünü kaybetmişlerdir. Bu ise, bir şeyi gerçekten ifade etmek gereğinde, bir sürü buğulu kavramı peşpeşe dizerek ifadenin güçlendirilmeye çalışılmasına, bu ise yeni sorunlar yaratılmasına yol açmaktadır. Medyada sık sık izlediğimiz “kalabalık söz –yetersiz anlam”ın nedeni budur.
Bir son adım atılarak, sözcükleri değer iletişimi ilkesine uygun olarak kullanmak kaydıyla “ne yapılarak” bilgi katma değeri üretileceği ortaya konulmalıdır.
Bu adım “soru sormak”tır. Katma değer ancak, ona yol açabilecek sorular sorup yanıtlar bulmaya çalışılarak üretilebilir. Bütün bunlar, dil kullanımının (rhetoric) ne denli güçlü bir araç ya da aksine tehlikeli bir sorun kaynağı olabileceğini göstermektedir.
Sorun çözme ile herhangi bir düzeyde ilgilenenler, dilin etkili kullanılamayışını ve onun da giderek dilin yetersizleşmesine yol açmasını bir numaralı sorun olarak görmek durumundadırlar.
Salı, 16 Ocak 2001"

Ve ardından yine titizlikle yazırlanmış "Kısır Döngü Nasıl Kırılabilir?" ve "Sorunların İntikamı: Çözemeyeni Çözerler" kitapları; imzası ile hediyem...
...Kütüphanemdeki diğer imzalı değerli kitapların arasında yerini aldı bile..
Teşekkürler sayın TİTİZ; tarifsiz bir onur duydum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme